Çevremizde öyle insanlar var ki kendi terörlerini
kendileri yaratıyor. Kendi kendileri için ne birşeyler istemiyorlar veya “nasıl
bir hayat istiyorum” sorusuna cevap veremiyorlar. Bu sebeple sıkışmış
hissettikleri anlardan çıkmakta zorlanıyorlar, hatta çıkamıyorlar.. Bunun
neticesinde yaşam yolculuklarında çıkış ışığını göremiyorlar ve yaşamlarını o
sıkışmışlık içinde gasp ediyorlar, mutsuzluklarını yaratıyorlar.
Hafta sonu bir
arkadaşım bana Melek Kartları’ndan hediye etti. Yazıda “bırak, seni gideceğin
yere akış götürsün. Direnmek seni zorlar ve geciktirir” yazıyordu. Hayatımızın
akışına kendimizi bırakmak yerine çoğunlukla direniyor muyuz? Yaşadıklarımızda
suçlu mu arıyoruz? Oysa ki bu gibi zamanlarda kendimize şu soruları sorsak;
- Benim hayalim ne?
- Nasıl bir hayatım olsun istiyorum?
Oysa ki insanın
hayallerini bilmesi, nasıl bir hayat istediğini bilmesi sıkıntılı bir ana
girdiğinde çıkış yolunu bulması için yolunu aydınlatır; “Bugünün koşullarında
yaşıyor olduğum bu deneyim bana birşeyler katıyor. Kattıklarıyla daha bilge ve
güçlü oluyorum”.
Ancak bu bakış açısıyla
kendimiz için başlattığımız terörü durdurabiliriz ve yolumuza devam edebiliriz.
Önemli olan ne istediğimizi bilmek bunun için isteyerek sukunetle yaşamımızı
sürdürmek.
Sevgilerimle,
Akgün YILMAZ
** Bu vesile ile
hediyesi için sevgili Co-active Koç meslektaşım Damla Toru Batu’ya tekrar teşekkür
ederim.
Hiç yorum yok:
Yeni yorumlara izin verilmiyor.