25 Şubat 2014 Salı
Siz hiç güneşi yuttunuz mu?
Güneş…. Sıcacık… ışıl ışıl… sapsarı.. berrak… ferah…
Siz hiç güneşi yuttunuz mu?
İçinizin sıcacık, ışıl ışıl olduğunu, çağladığını hissettiğiniz oldu mu?
Akşam yatarken içinizde bir huzur, bir heyecan ertesi güne bir an önce kavuşma isteğini duyduğunuz oldu mu?
Tüm bu sorulara evet diyorsanız, size güzel bir haberim var… siz hayat amacınızı bulmuş, bu amacı gerçekleştirme yolunda yaşıyorsunuz.
2008 yılında yapılan Peryön Kongresi’nde Irvine D. Yalom’un Ölüm Korkusunu Yenmek kitabını da içeren bir konuşmasını izlemiştim. “Ölümden en çok yaşamadıklarımızı yaşayamayacak olmanın üzüntüsü ve endişesi ile korkarız” demişti. Bütün hayatını doyum ile mutlulukla geçiren insanların ölümden korkularının çok azaldığını vurgulamıştı.
Doyum ile yaşamak ne demekti?
Oya Hanım ile tanıştığımda daha çok gençtim. Kasımpaşa Çocuk Yuvası’nın Oya Annesi idi. Yaşı oldukça ilerlemişti. Ama küçücük çocukların pikniklerine, partilerine özen gösterip, coşkun sevgi gösterilerine karşılık veriyordu. Ben genç yaşıma rağmen yorulmuş, bulduğum ilk yere oturmuştum. Oysa Oya Anne hep enerjik, hep neşeliydi. Gözleri ışıl ışıldı.. Oya Anne hayat amacını bulmuş, bu amacı yaşıyordu.
Bizi hayallerimiz şekillendiriyor. Hayallerimizle hedeflerimize koşuyoruz. Hayaller her zaman ulaşılabilir olmayabilir ama bizi hep ayakta tutan, bize o dönemki hayat amacımızı veren araçlar olarak var oluyorlar. Çocukluğumuzda çok severek oynadığımız hayal kurma oyunlarımızı büyümenin getirdiği yoğunluklarla oynamaz oluyor bir süre sonra da hayal kurmayı başaramaz hale geliyoruz. Sonrasında amacı olmayan bir hayat içinde rüzgarın savurduğu yere gidiyormuşçasına savruluyoruz. Oysa hayaller öyle mi ya?
Küçük çocuk hep büyüme hayalinin peşindeyken, okula giden öğrenci mezun olduğunda yapacaklarının hayalini yaşıyor. Mezun olduğumuzda bulacağımız işlerde nasıl var olacağımız hayalleri kuruyoruz. Tüm hayaller değerli elbette ama acaba hangileri bizi biz yapan amaçlara götürüyor bizleri?
Bugün sorularla baş başa bırakmak istiyorum sizleri. Ne derler bilirsiniz; “asıl koçluk, iki koçluk arasında geçen zamanda yaşanır”
Hayalleriniz hiç eksik olmasın,
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder