yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2014 Cumartesi

YAŞAM YOLCULUĞUNUZDA DİREKSİYONDA KİM VAR?


Kendimizi dinlemek için ne kadar zaman ayırıyoruz? Hayatımızda önemli bir çok şey/kişi var.. bir çok kaygımız var.. Ailemiz, işimiz, iş arkadaşlarımız, arkadaşlarımız.. Geçim kaygısı, iş kaygısı.. Peki “ben” neresinde hayatınızın?

Bu soruya sıklıkla verilen cevap; zaman mı kalıyor ki.. Bu cevap kendimizi kurban psikolojisine soktuğumuz ilk an oluyor. Sorumluluklarımızın içindeki “biz”i unuttuğumuzda yapageldiğimiz şeyleri yapacak enerjimiz de bir süre sonra olmuyor. Hatta kendimizi feda ettiğimizi düşündüğümüz kişilerden, benzer yaklaşımları görmediğimizde daha da kurbana bağlıyoruz. Bazen içe kapanıyoruz bazen de karşımızdakini kurban yapıp öfke nöbetleri geçiriyoruz. Burada sorumluluk alması gereken kim? Yine kişinin kendisi.. Kendimize soracağımız sadece 3 soru var;
  • KEŞİF: Ben kimim, neleri seviyorum? Neler beni mutlu ediyor?
  •  TESPİT: Bugün nasıl yaşıyorum ve nasıl yaşamak istiyorum?
  •  HAREKET: Küçük veya büyük vakitler yaratarak nasıl “ben”i unutmam ve yaşayabilirim?

Hepimize bahşedilen bir yaşam var ve bizim başlıca sorumluluğumuz yaşamlarımızı layıkıyla yaşamak. Bunun içinde başkaları yok demiyorum veya onların mutlulukları yok demiyorum. Söylemek istediğim tek şey kendimizi de unutmamak. Kaç yaşındasınız ve daha kaç yılınız var acaba? 1 hafta ömrünüz kalsa neler yapmak istersiniz? Bazen hayatımızda önemli olan ve fakat sıklıkla ertelediğimiz şeyler oluyor. Oysa ki bu şeyler hayatımız için gerçek anlamıyla fark yaratabilecek şeyler olabilir. Mesela çok değil, bugünden sadece 5 yıl geriye gittiğinizde, 5 yıl sonranız için ne hayal etmiştiniz? Hayallerinizin ne kadarını gerçekleştirmişsiniz.

İzin verin şimdi sizinle bir çalışma yapalım. Rahat bir yerde oturun, arkanıza yaslanın ve düşünün.. hatta isterseniz gözlerinizi kapatıp hayal edin. Şimdi size soruyorum;
  • bugünden 5 yıl sonraya gittiğinizde neler yapmış olmak istiyorsunuz?
  •  bunlar için neler yapıyorsunuz?
  •  hiç denemediğiniz, farklı neler yapabilirsiniz?
  • bunların arasından sadece bir tanesini seçin.. Ne zaman yapacaksınız?

Artık hayatınızın kontrolünü ele almanızın vakti geldi. Bırakın yaşam bütün ihtişamıyla sizi kucaklasın ve yaşam yolculuğunuzda direksiyona siz geçin..  

Sevgilerimle,

Akgün Yılmaz


10 Ocak 2013 Perşembe

HAYALLERİMİZİN PEŞİNDEN GİTMEK İÇİN GEÇ KALMADIK!


Çocukken “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuyla ne kadar sık karşılaşırdık değil mi? Birbirinden farklı bireyler olsak da benzer cevaplar verirdik. Önümüzdeki rol model kişiler veya özendiğimiz figürler bize rehberlik ederdi; okul öncesi dönemde anne veya baba olmak, hatta gelin olmak, superman olmak.. Büyüdükçe; öğretmen olmak, doktor, astronot olmak.. hatta günümüzde en fazla göz önünde bulunan karakterlerin meslekleri bile sayılabilir; manken olmak, şarkıcı olmak, futbolcu olmak, dizi oyuncusu olmak.. Bunlardan birini söylediğimizde de, söylediğimiz role bürünmeye başlar, onlar gibi hareket ederdik; öğretmen olmak isteyen çocukların arkadaşlarını toparlayıp onlara tahta benzeri birşey önünde birşeyler anlattığını görmüşüzdür veya annemizin kıyafetlerini/topuklu ayakkabılarını giyip evde mankenlik provası yaptığını, doktorculuk oyunlarını.. Bunların her birinin temelinde kurduğumuz hayaller yatardı ve düşündüğümüz andan itibaren o role bürünür, provalarını yapmaktan kendimizi alamazdık.


Acaba yaşımız ilerledikçe hayal kurmayı bırakıyor muyuz? Üniversite hazırlık döneminde hayallerimize mi koştuk, yoksa olmamız gereken bireyler olmak için mi kararlar aldık? Sonrasında iş yaşamına girdiğimizde hayalimizdeki işi yapmaya başladık mı yoksa olması gerektiğini düşündüklerimizi mi yapmaya başladık? Acaba aklımız bu denli kalbimize baskın mı çıktı? Algı biçimimizi nasıl oldu da bu şekilde değiştirdik veya kalbimizi dinlemeyi ne zaman bıraktık. Yazımı okuyanlarınızın yüzündeki tebessümü görebiliyorum; hayat beni buraya getirdi, ailem bunu istedi cevaplarınızı da duyabiliyorum. Ama durun, geç kalmış değiliz aslında..

Kendimize vakit ayırmamız ve “ileride nasıl bir hayat yaşamak istediğimizi” düşünmeye başlamamız yeterli.. hatta bulunduğumuz anı donduralım ve yaşamak istediğimiz hayatın neresinde olduğumuzu belirlemeye çalışalım. Şimdi gözlerinizi kapatıp bunun hayalini kurmanızı istesem.. En mutlu olduğunuz anı düşünün, hatta tanımlayın kendinize. Oradaki kendinize bir isim verseniz ne dersiniz? Bu kimliğinizle gözlerinizi açın ve bugün bulunduğunuz noktada ne yapmak istiyorsunuz, bunu düşünün.

Hayallerimizin peşinden gitmeyi unutturmalarına inat, biz bunlara sıkıca sarılalım. İlk etapta hayatınızı komple değiştirmeniz gerekmiyor bile.. sadece düşünün ve ne istediğinize karar vermeye çalışın. Sonra göreceksiniz ki hayata geçirmek için cesaretiniz de beraberinde gelmeye başlayacak.

Hayallerinizi takip etmeniz dileklerimle,

Akgün YILMAZ

9 Ocak 2013 Çarşamba

HAYAT DİK BİR YOKUŞ VE FAKAT MANZARASI MÜKEMMEL..



Acaba algılarımızı farklı bir yöne çevirebilir miyiz?; “karşılaştığım zorluklardan öğrendiklerim ....”, “zorlandım ancak sonucunda ...... becerilerimi geliştirdim”, “gelişimin içinde algı biçimimi değiştirmek de vardı ve yaşamı farklı renkleriyle artık kabullenebiliyorum, benimseyebiliyorum”.

Her birimiz ailelerimizin biricikleri olarak hayat atıldık ve çekirdek ailemizin dışında bambaşka bir dünyada ayaklarımızın üstünde durmaya, “ben de varım” demeye çalışıyoruz. Bazen sesimiz coşkulu çıkıyor, bazen de sesimizi duyuramıyoruz. Peki bunun yöntemi nedir? Coşkuyla “Ben de varım” diye seslenirken karşımızdakinin coşkumuzu duymasını nasıl sağlayabiliriz?

Hayatımızda her zaman kararlar almamız gerekiyor. Haydi gelin sadece kendimize konsantre olacağımız bir an yaratalım; ‘hayatımda neleri yaparken keyif alıyorum?’, ‘kimlerle görüşmek beni mutlu ediyor?’, ‘kendimi nerede iyi hissediyorum?’, ‘neyin hayalini kuruyorum?’ ve ‘ileride ne yapmak istiyorum?’.. Bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışalım. Sonra da günümüze dönelim. Bazen bütün bu soruların cevaplarını sadece işimizde, sadece ailemizde, sadece çocuklarımızda veya sadece özel ilişkilerimizde bulmaya çalışırız. Halbuki her birinden alacağımız keyif farklı değil midir? Asıl soru “bazı şeylere fazla mı anlam yüklüyoruz” değil midir? Hayatımızda mutluluğu sadece işimizde veya özel hayatımızda bulmaya çalışmak, zaman zaman hayal kırıklıklarına yol açabilir aslında. Bu sebeple her birine gerektiği yükü yüklemek; işimizde ayrı, özel yaşamımızda ayrı mutlulukları yaşamaya çalışmak ve hayatın tadını çıkarmak kilit noktalar olabilir burada. Dengeli dağıttığımız beklentilerimizle ve belirleyeceğimiz hedeflerle hayallerimize doğru yola çıkabiliriz.

Aslında hayallerimize ulaşmanın çeşitli yolları var ve bunun için, alacağımız kararlara sıkı sıkı sarılmamız gerekiyor. Her birimiz farklı özelliklerimizle farklı birer renk yaratarak, en iyi yaşayacağımız şekilde devam etmeliyiz yolumuza. Bunun için her bir yolun kaç şeritli olduğunun farkına varmamız, gerçeğini kavramamız çok önemli. Bu esnada “ben bu yolun neresindeyim?” sorusunu yanıtlamak en zoru olabilir. Fakat farkındalığımızı arttırarak, varolanı tanımlamak ve bizimle beraber aynı yolda olan kişilere göre farkımızı ortaya koymak hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda önemli adımlardır. Böylelikle hayatın, kendi içinde dik bir yokuş olduğunun bilincine varabilir ve fakat yokuşu tırmandıkça manzarasının da mükemmel olduğunu görebiliriz.

Sevgilerimle,

Akgün Yılmaz